Hikayemiz

Bir sonbahar gününde tanıdı ayakları Arnavut kaldırımlarını,
Gökyüzü masmavi karşıladı gelişini,
Duymuştu ismini geldiği bu yerin,
Alaçatı…
Dar sokaklarında yürümeye başladığı o ilk anda hissetti lodosla kol kola girmiş huzurun kendisini kucakladığını,
Cumbalı evlere sarılan begonviller selamlamıştı naz etmeden,
Yürüyen insanlar, yaşanmışlıklarını anlatmayı bekleyen dükkânlar, tarihin tanıkları taş evler, her şey huzurun eş anlamı oldu yüreğinde
Uzaktan göz kırpan rüzgârgülleri yeryüzüne inmiş yıldızlar gibiydi,
Ayakları adımlarını, yüreği huzuru hissederken, bir dizi insanın oluşturduğu bir kuyruk çarptı gözlerine,
Tereddütsüz buldu kendi sırasını
Alaçatı’da bir gelenek haline gelmiş olan lokma tatlısı sırasıydı bu,
Tedirginlikle sordu; “Kaç lira?” diye
Aldığı cevap daha da bağladı onu bu büyülü şehre;
“Abi parayla değil, vefat edenin ardından yapılır bu lokma tatlısı Alaçatı ahalisine”
Karşılaştığı her lokma tatlısı durağı ona bu güzel ve anlamlı tesadüfü hatırlatacaktı
Yüreği çok sevdi bu doğallığını kaybetmemiş olan küçük şehri,
Köşe Kahve’de verdi burada hayalini gerçekleştirme kararını,
Hayal ettiği Alaçatı’da bir otel değil, Alaçatı gibi ruhu olan bir otel yapmaktı.
Minik çember masaları çevreleyen sandalyede otururken buldu kendini hayal ettiği gelecekte
Hayalini sonsuzlaştıracağı arsayı aldığı gün kurmaya başladı sevginin yolunu
Sörf yapan siluetler gibi özgürleşti hayalleri yüzyıllardır yel değirmenini döndüren rüzgârla
Önce bir bina büyüdü gökyüzü ile buluşan,
Doğmuş bir bebek gibi sevimli, bir o kadar saftı çehresi,
Hayalleri büyümeye devam etti yüreğinde,
Sonra Cennet bahçesi olarak hayal ettiği toprak buluştu ağaçlarla, çiçeklerle
Hepsi el ele verdi kök saldıkları toprakta yüreklerin hayalleriyle buluşmak için,
Dalları göğe, köklerini toprağa büyük bir sevgi ile bağladılar
Bebeği büyüdüğü, emeklemeye başladığı için yüreği sevgi ile doldu
Türk filmlerinin unutulmaz repliği olan panjurlar takıldığında
“işte kendimi bulduğum ruh, işte hissettiğim huzurun resmi” dedi yüreği
Alaçatı’nın mavisi süsledi taşların sonsuzluğunu
Hayal ettiği odalar Alaçatı’nın bitki ve ağaçlarında can buldu
İlk defa duyduğu Jacaranda, Gaura, Kumkuat oda isimleri olacaktı numaraların yerine
Odalara bu bitkiler ruh verdi.
Yaşadığı yerlerde yazı iğde ağacının kokusu müjdelerdi
Onun için İğdeli Han hayalin sevgi ve emekle buluşmasının bir ürünü olarak ortaya çıktı

SEVGİYLE KENDİNİZİ ÖZEL HİSSETMENİZ İÇİN…